Bir dost, bir rol model…

Dün Captain Fantastic adlı filmi izledim ve uzun zamandır hissettiğim fikirsel yalnızlığıma yandaş bulmuş gibi hissettim. Genellikle bir filmi eleştirirken okuduğum bölüm (radyo-tv-sinema) nedeniyle sinematografi açısından değerlendirmeler yaparım. Fakat bu filmi; dünya görüşümü temsil eden bir dost, çocuğunu yetiştirmeye çalışan anne kimliğime bir rol model olarak kısaca anlatacağım.

Captain Fantastic ne anlatıyor?

Viggo Mortensen’in müthiş bir performansla canlandırdığı Ben Cash karakteri, Pasifik Ormanları’nda 6 çocuğu ile yaşayan bir babadır. Kendisini, medeniyetten (!) izole bir şekilde fiziksel ve entelektüel anlamda güçlenmiş çocuklar yetiştirmeye adamıştır. Bu çocuklar modern hayatın sunduğu imkanlar (!) olmadan, doğayla uyum içinde yaşama yeteneği ile donatılmıştır. Ben, ormanda doğru olduğunu düşündüğü bir sistem kurmuştur. Bir gün anne Leslie ölür. Baba ve çocuklar, annelerinin ölüm sonrası isteğini yerine getirmek için ormandan modern hayata bir yolculuğa çıkar. Sonrası… bol sorgulamalar yaşatan bir yol filmi 🙂

Abartı anlatımlar sorgulamayı güçlendirir

Ben, tüketim sisteminin ve modern toplumun sunduğu tüm unsurları reddediyor. Doğal yaşam, kendi işini görme, dijital ekranlarda vakit kaybetmek yerine kitap okuma ve zihinsel gelişim sağlamayı ön plana çıkarıyor ve buna uygun bir hayat kuruyor. Filmi izlerken Ben karakterini biraz abartılı ve tepkisel buldum. Aslında izleyen herkes aynı şeyden rahatsız oluyor. Fakat şunu bilmek gerekiyor:

“Ben mükemmel bir karakter değil.”

Yaptığı şey de mükemmel veya doğru olmayabilir. Ben sadece modern dünyaya tepki olarak şekillenmiş bir ebeveyn. Çakmak kullanmadan ateş yakmak, spor niyetine dik yamaçlara tırmanmak, bıçak ve fiziksel güç yardımıyla avlanmak… insan yaşamı için kesin doğrular olmayabilir. Sanıyorum ki yönetmen abartı bir karakter ve yaşam modeli yaratarak modern hayat ile ilkel yaşamı uçlarda sorgulamamızı istemiş, başarılı da olmuş doğrusu.

Nike bir marka mı bir Zafer Tanrıçası mı?

Modern dünyaya giren çocuklar, sahip oldukları farklı yaşam formları nedeniyle bir bocalama yaşıyor. Aslında bu bir bocalama da değil karşılaştıkları durumlar için farklı algılara sahipler. Örneğin modern çocuklar için Nike kelimesi bir marka iken Ben’in yetiştirdiği çocuklar için Zafer Tanrıçasıdır.  Modern hayat için ünlüler idol iken, orman çocukları için Noam Chomsky idoldür. Ama idol her kim olursa olsun kutsallaştırmak doğru mudur? Bu sorunun cevabını filmin sonunda izleyici veriyor tabii ki 🙂

Çocuk yetiştirmede realist yaklaşım

Ben çocuklardan hiçbir şey saklamıyor, yalan söylemiyor. Soruları olması gerektiği kadar net ve yalın şekilde cevaplıyor. Bunun neticesinde birey kimliği oturmuş, güçlü, özgüvenli ve filozof kızlar ve oğlanlar yetiştiriyor. (Özgüvenli çocuklar yetiştirme konusundaki yazı için tıklayınız)

Modern dünyanın ve doğanın nimetlerinden aynı anda faydalanmak mümkün

Captain Fantastic, iki uç arasında bize sürekli bir gelgit yaşatıyor. Kaçıp doğaya gitme dürtülerimizi uyandırırken bir yandan da “ama bu kadarı da biraz saçma dostum” hissi veriyor. Fikrimce insanlığımızı kaybetmeden hem modern dünyadan hem de doğadan öğrenmek ve gelişmek mümkün. (her fırsatta kendisine laf geçirdiğim doğrudur ama yineliyorum: televizyon hariç 🙂 )Her iki yaşam formu için aşırı tutucu olmadan özgürlükçü olabilmek, eylem ve fikirlerimizin toplumun bizden beklentileri mi yoksa kendi seçimlerimiz mi olduğu konusunda bilinçli olabilmek gerekiyor. Bireysel olarak ve bir ebeveyn olarak çıkarılabilecek çok ders var filmden. Hem spoiler olmaması hem de herkesin kendi deneyimini yaşayabilmesi için yazıyı çok uzatmak istemiyorum. Captain Fantastic filmi mutlaka tavsiyemdir, izleyin 😉

“Sırada Ne var? Sevgi. O halde, sevgiyle…” aHU 🙂

İlgili yazılar için tıklayınız:

Film Tavsiyesi: Gifted / Deha

(Bugün 1, toplamda 274 kez görüntülendi)