Henüz denenmemiş bir ergen projesi

Ergenler üzerinde yaptığım gözlemler sonucunda şöyle bir proje üretmiştim: “Yatılı Ergen Okulu” 🙂 Semptomlar başlayınca veriyorsunuz okula, ergenlik döneminin sonunda alıyorsunuz. Tabii ki –cani değilim sonuçta- belli günlerde görüş günleri filan olacak 🙂 Önemli kural; okuldan ayrılabilmenin, “ergenlik bitti mi acaba, emin miyiz gerçekten testi” sonucuna göre kesinlik kazanması 🙂

Evde gizlenen kaçak bir ergen mi var?

Başta kendi ablam olmak üzere ergen anneleriyle, bu proje üzerinden latife ediyordum 🙂 Ama ne demişler “gülme komşuna gelir başına” Sonra hayatımızda birden tarif edemediğimiz değişiklikler olmaya başladı. O da nesi? Sanki evde gizli bir ergen varmışcasına bir hava, stres, gerginlik… Neler oluyordu?

Oysa benim çocuğum daha 2 yaşındaydı 🙁

Birileri bir sendromdan bahsediyordu ya hani… sen, benim kızım lokum bal yumuşacık pofuduk kıvamda nasıl olsa diye diye kulak arkası ediyordun o şeyi, Ahu. Ta ta ta taaaaam. Al sana fırından taze taze “ergenlik” 🙁 Nam-ı diğer: Terrible Two (Uzman açıklaması için tıklayınız)

Bizim evin atarları

“İstemiyorum”, “Hayır”, “Yaaaa”, “Ben yapıcam”, “Yoooo” gibi kelimelerin kullanımında artış; emir vermeler;  her söylenenin her teklifin tersini yapmalar; “sen gel” deyip 2 saniye sonra “sen gitsene” demeler; yemek yemeye direnmeler; kıyafet beğenmemeler… vs bir dizi son derece “gıcık” diye tabir edebileceğimiz hareketler, tripler, atarlar, giderler.

Instagram’da beni takip etmek isterseniz, tıklayınız 🙂 

Terrible Two öncesi gül gibi hayatımız vardı oysa 🙁

Her Terrible Two bebesinin arkasında telef olmuş ebeveynler vardır. Ne güzel yumuş yumuş bir hayatımız vardı oysa. Kibar, nazik, bol gülücüklü, kolay… vs. Yazının başında belirttiğim projenin kapsamını genişletmeyi düşündüm. Madem bu da bir çeşit ergenlik, o halde verelim bebeleri de ergen okuluna Terrible Two belası bitince alırız şeklinde. Okulların “okul öncesi” bölümü projeye dahil edilmeli 🙂

Terrible Two hastalığının(!) sebebi

Minnakların karakteri oturuyormuş ama konuşma yetenekleri gelişmediği için kendilerini ifade edemeyip sinir yapıyorlarmış. Terrible Two olayının kökeni buymuş. Dil Gelişimi Önemli, Şu Düşük Çenelilik Olmasa başlıklı yazımı okuyanlar hatırlar belki; Terra’nın kendini ifade etme yeteneği epey gelişmiş durumda. Buna rağmen maaile Terrible Two kâbusundayız. Yani dilin yetersiz olması teorisi doğru gibi gelse de eksik bence. Biraz araştırdım, kafasını oraya buraya vuranlar; kendini yere atanlar, tekme tokat saldırgaşanlar… Terrible Two dönemini daha fena yaşayan çocuklar da varmış meğer. Belki bizim nispeten hafif geçirmemizin sebebi Terra’nın kendini ifade edebilmesidir. İfade edebilen hali buysa… :/

Kitaplardaki teoride Terrible Two. Peki ya pratikte Terrible Two?

Kitaplar teorik bilgilerle dolu. Uzman ve yazarların, intiharın eşiğine gelmiş Terrible Two annelerine verdiği tavsiyeler “klasik müzik eşliğinde, şarap yudumlanırken yazılmış kıvamdalar” 🙂 Yahu 1 ayda 1 yıl yaşlandıran gıcık hareketlere maruz kalırken “sakin kalmak” o kadar kolay mı? Çok dertli bir anımda sosyal medyada üyesi olduğum Araştıran Anneler grubunda sordum annelere: “Sevgili anneler, Terrible Two belasıyla nasıl baş ediyorsunuz, ruh sağlığınızı korumak için önerileriniz var mı?” diye…

İşte zaman zaman güldüren, zaman zaman gözleri sulandıran ama bir şekilde yalnız hissetme duygusunu giderip güçlendiren, annelerden Terrible Two incileri 🙂

– İnadını inatlaşmayarak kırdım. Ekin Çapan

– Bol bol yaaa sabırla geçirmeye çalışıyoruz. İtmek-vurmak-kırmak yok! Son sloganımız! Azıcık kendi haline bırakma, azıcık delidir ne yapsa yeridir vurdumduymazlığı ile ruh sağlığımı korumaya çalışıyorum. Asla inatlaşmıyorum; yıpranan ben oluyorum! Yemiyorsa yemesin, illa ki yiyecek. Durup dururken birden “aaayıılll” diyor mesela “neye hayır” diyorum, sus pus; e gülüyorum sonra da, töööbeee  “ Cansu D. Şahin

– “Ya sabır” tek sloganımız. Defne Bozoğlu

– Geçen gün kapıya gitti, dışarı çıkmak istiyormuş. Hadi çıkalım dedim, cevap verdi: “Kendimmmmm!” Pessssss dedim 🙂 Umut Can

– Sabır, meditasyon, öfke yönetimi Evrim Musa Zeytinci

– İnatlaşmayın… Bırakın kendi yapsın ama yardım isterse yanında olduğunuzu, ona her zaman yardımcı olacağınızı mutlaka söyleyin. Bence Terrible Two otuz yaşından önce geçmiyor, kendinizi 3 yaşına girince her şey güzel olacak diye hazırlamayın. Başak Berker Bekiroğlu

– Bazen sabreden, bazen deliren, bazen umursamayan, bazen sinir krizi geçiren bir anne olarak ama Terrible Two ne ki, esas macera sonrasında  Seda Doğu Hekim

– Diş sıkarak  Ebru Çalışkan Uyan

– Benim oğlum Terrible Two geçirmedi. Bildiğin melek, okula başlayana kadar. Sonra anarşi mi istersin, kimseyle anlaşamamak mı istersin, öğretmeni takmamak mı. 7.5 yaşında… devam ediyor. Keşke Terrible Two gelip gitseydi başımızdan  Derya Blueriver Onur

– Yok sayın! Bu da gelir bu da geçer  Horrible 4 e hazırlanın, antrenman olsun  Suna Erkal Varal

– Sabır… Sabır… Sabır… Tamam, yapma, tamam yeme, onaylayın her itirazı. Elbette güvenliği açısından tehdit olan noktada değil! Siz ne kadar hayır derseniz o da o kadar diyecek. Bilin ki bu günler geçici, o da kendi benliğini kazanmaya çalışıyor, onaylayın ama gerçekten sabırlı olun. Sabırlı olamadığınızı hissettiğiniz an, nefesinizi takip edin Esra Erkut Demiröz

– Bizimkiler 18 aylık. Herhangi bir sıkıntı yaşamadılar çünkü Fransız disipliniyle hayır dendiğinde hayır olduğunu öğrendiler  Şu anda 9 yaşındalar ve aynı şekilde büyüyorlar. Çocuklara sınır koymak çok önemli bence. Tuba Turan Somer

– İnatlaşmayı bıraktım. Ben rahat, onlar rahat. Özlenen Öner Utlu

– Ben yapmasını istediğim şey neyse onun tersini söyledim, bir dönem, ise yaradı Mesela bağırıyorsa daha çok bağır diyorum bağırmıyordu  Yasemin Özkan Arık

– Sarılmak. Hem o rahatlıyor, hem ben. Yemek konusunda savaşmayı bıraktım. 4 yaşında tekrar yemeğe başladı  Deniz Habib Pase

– İnsanın inanası gelmiyor sakin tutumlara. Çünkü bu öyle bir dönem ki akıl sağlığınızı kaybediyorsunuz. Hem hırpalanıyorsunuz hem hırpalıyorsunuz. Sayısız makale ve kitap okudum ve anladım ki ne yaparsanız yapın bu süreç sorunsuz geçmiyor. Kim, meleğinin içinden canavar çıkmasını kabul edebilir ki?  Biz bir süre birbirimizden ayrılıyoruz. Ayrı odalar mesela. Sonra buluşup neye sinirlendiğimizi birbirimize anlatıyoruz. Öpüşüp, koklaşıp barışıyoruz. Ama bu asla sorunu tamamen çözmüyor. Her an yeni bir kriz yaşanabilir. Sabırlı olun. Hızlı yaşlanacağınız bu süreç, geriye döndüğünüzde sadece gülümseyerek hatırlayacağımız anılarla dolu olacak  Ezgi Hatice Şahin

– Hangi kitapta okudum bilmiyorum. “Çocuk kazanır, kaybedeceğin savaşa baştan girme!” İlgisini değiştirin. İki yaş sendromu diye bir şey yok aslında. Her şeyi anlıyor ama konuşamıyor. Konuşan çocuklarda bu dönem daha rahat atlatılıyor. Hatta onlar da tam kendilerini ifade edemedikleri için konuşma hızlarından daha hızlı düşündükleri için strese girebiliyorlar. Siz onu anlamayınca sıkıntı doğuyor. Bir Anne 🙂

– Bitmiyor hiç!  Terrible Two … Tiresome 3’s… Feisty 4’s… Fearsome 5’s… Simmering 6’s… Stroppy 7’s… Evil 8’s… Nightmare 9’s… Terrifying 10’s…  Ece Gökçe Dirican

– Konuyu ani bir manevra ile ilgi çekici başka bir noktaya çeviriyorum. Mesela aniden camdan bakmaya gidiyorum “aaa bak çöp kamyonu gelmiş, köpekler yemek yiyor… Bak ay dede bize el sallıyor” vs. Tantrumlar bir anda son buluyor tabi tekrar aklına gelene dek  Ama en azından inatlaşmadan konuyu o an için çözmüş oluyoruz. Güliz Haymanalı

– Bu gelip geçmiyor kendimizi kandırmayalım! 🙂 Üzgünüm “welcome to the club” Bu daha başlangıç! Pelin Aydın

– İnatlaşmayın. Bol bol sarılıp onu sevdiğinizi söyleyin. Kendi yapsın, başardıklarını övün. Başaramadıklarına yardımcı olmayı teklif edin. Bağırma nöbetlerine karşılık vermeyin. Her aktörün seyircisiz sahne alması anlamsız  İfade edemediklerini anlamaya çalışmak iyi bir yöntem. Kendi ruh sağlığımızı koruma yöntemlerini geliştirmemiz gerek. Öfkeli olduğumu hissettiğimde 20’den geriye sayıyorum. Sevdiğim bir şarkı söylüyorum. Pencereyi açıyorum… Ara ara kocaman çikolata dondurması veya kahve molası veya kuaförde fön molası ile kendime geliyorum. Re Be Ka

Terrible Two da neymiş, bunun dördü var beşi var. On, on beş derken artan bir şiddetle devam ediyor Benden söylemesi. (Bir dost!) Biricik Iskender Maltepe

– “Kendi kendime yapıcam”, ben bunu biyenmedim” ve “cok sıkıldm” 26 aylik kızımın en favori kelimeleri. Kandırmak imkânsız, inat yapmak nafile… En iyisi, ilgisini başka şeye çevirmek. O da gerçekten çok yorucu oluyor bir yerden sonra. Aylin Tuzuner Altay

– Bir arkadaşımın babası “çocuğun ilk 40 senesi çok zor” demişti Gülay Yıldırım

– Ben de inatlaşmak yerine dikkat dağıtma yöntemini deniyordum. Bir de itiraf edeyim ters inatlaşma acayip işe yarıyor.  Şu an 3 yaşını geçti, hala kullanıyoruz bu yöntemi ”Hayır bu çorbayı kimse içmesin, ben içeceğim. Hayır, Ali Güney bunu yemeni istemiyorum. Şimdi sen yatma senin yatağına ben yatayım” vs. O an istediğimi yapıyor, sonra da anne sen bana şaka yaptın değil mi diyor. Enteresan bir oyun halini aldı. Gerçek hayır ile bunu ayırt ediyor. Çiğdem Özçamur Güneş

Instagram’da beni takip etmek isterseniz, tıklayınız 🙂 

– Kızım 5 yaşında. Dün eşime “bu defolu çıktı, verip başka çocuk mu alsak acaba?” deme noktasına geldim 🙂 Anladığım şu ki; 18. ayla başlayıp üniversite bitene kadar uzun ve çile dolu bir yolculuk bu. Bir de benim gibi sabırsızsanız vay halinize. Kızdıktan sonra bir de vicdan azabı bolumu başlıyor. Geçen gün kızımla barışmak için okulu aradım. Müdür telefonda benim olduğumu duyunca gülmeye başladı “Dayanamadın değil mi?” diye  Duygu Ericok Tayman

– Benim için kilit kelimeler “sınır koyma” ve “empati” sanırım. Duygu yükselmeleri hep olacak. Önemli olan, tepkisel davranmamak ve bizim 30 yaşlarında çocuğun ise 2/3/4 yaşlarında olduğunu hatırlamak. Aslında duygu patlamaları sağlıklı geçişlerdir diye okudum bir yerde. Size güveniyor ki yanınızda tüm duygularını size acıyor. Şanslıyız yani 😉 Sabırla ve empati yoluyla fırtınaları atlatmaktan başka çare yok. Lisya Seloni

– Şöyle düşünün büyüdük çocuk sahibi olduk. Anamız babamız hala bizi düşünüyor. Bu ebeveynlik, ömür boyu son nefesi verinceye kadar anlaşılan. Kötü bir tablo çizdin ya da şimdi taaa 30 yıl sonrasına nereden de geldin “back to the future” filmi gibi diyebilirsiniz. Kısacası bir dert bitiyor diğeri başlıyor. İleride ders çalıştı mı, arkadaşı kim, gece kaç oldu hala gelmedi, ay evlendi mi, mutlu mu, işi iyi mi vs Suna Erkal Varal

– Benim kızım tam 2 yaşına kadar süperdi, çok uslu, her şey yiyor… vs. Kızın farkını gördük dedik bir erkekten sonra. 2 yaşa bastıktan sonra bambaşka bir çocuk oldu. Aşırı yaramaz, söz dinlemiyor, “olmaz” diyor, bağırıyor. Bakıcımız bile şaşırdı Abisi de terrible 2 yaşadı ama bu kadar değil. Yani şuan kızın farkını iyice görüyoruz. Kızlar daha zor diyebilirim. Geçecek inşallah ama ne zaman o belli değil, 1 ay bile olmadı zaten Afef Khablachi Anamur

– 19 aylığız. Hayli dillendik. Ama en çok tercih ettiğimiz 3 kelime: Hayır, YOK, MEN, SONRA! Sonra’yı düşünsenize ne zor 🙁 “Yemek yiyelim mi? Sonra! Giyinelim mi? Sonra! Konuşalım mı? Sonra! Annecim, artık memeyi bırakalım mı? Sonra!” 🙂 Sağlıklı olsunlar da, geçecek hepsi… İpek Şenoğlu

– Sabır ve pasiflora  Hande Akgün Eroğlu

– Giyinmek istemediğinde, “tamam, çıplak dur o zaman” (aralık -ocak) deyip “atti gidemezsin böyle” dedim ve evde kaldık! Sonra ulaşabileceği çekmecelere kıyafetler koydum kendi çıkardı getirdi giydir diye şubat ayında! Yemek hala problem ama son azılar nedeniyle. Her şeye “bööeee” Sadece, makarna, pilav, meyve, dondurma. Önüne pişirdiğim yemeği koyuyorum yerse yer yemezse de eyvallah hiç takılmıyorum o konuya.  Aç kalırsa yer nihayetinde yer.  Her şeye “hayır” dediğinde ise kaldırıyordum bütün oyunlarını sadece tebeşir ve tahtası hariç ve evden çıkıyordum, 5-10 dk. Döndüğümde karşımda bir kuzu buluyordum. Kafasını yerlere vurduğunu bilirim ben. Bunlar 18 aylıkken başlayıp 26. ayda kesildi. Geçiyor nihayetinde rahat olun gerçekten. Pasiflora yerine örgüye, resim boyamaya sardım ben  12 sepet, 7 battaniye, 8 şal, 2 secret garden boyama kitabı, 17 roman bitti o arada düşünün gerisini  Ebru Kopf

İlgili yazılar için tıklayınız:

2 Yaş Sendromu ve 10 Öneri

Çocuklarda Özgüven Geliştirme: “Nur Topu Gibi Bir Bireyiniz Oldu”

Dil Gelişimi Önemli Şu Düşük Çenelilik Olmasa

Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın 🙂

aHU 🙂

(Bugün 1, toplamda 1.642 kez görüntülendi)