Bir önceki Ekonomik Yunanistan Gezisi adlı yazımda, internette pek ulaşamayacağınız düşük bütçeli bir seyahate dair bazı püf noktaları paylaşmıştım. Bu yazının konusu ise Alternatif Bir Yunanistan Rotası ve Yunanistan’da Ne… (yapılır, yenir… vs siz tamamlayın) hakkındaki deneyimlerim.

İzlediğimiz Alternatif Yunanistan Rotası şöyle;

İstanbul – Komotini (Gümülcine) – Lagos – İskeçe – Nea Karvali – Gavriani – Kiparissonas – Pelesgia – ChalcisAtina – Pire – Tebai – Itea – Delphi – Meteora – Selanik – Kassandra – Sithonia – Kavala – Nea Karvali – Thassos – Keremetli – İstanbul

Notlar:

Bu Yunanistan Rotası ana destinasyonlar (bold olanlar) ve kendiliğinden eklenen (diğerleri) destinasyonlardan oluşuyor. Rota hakkındaki 3 önemli notu ve harcama listemizi okumak için Ekonomik Yunanistan Gezisi yazısına göz atmanızı öneririm.

 

 

İstanbul-Atina arası uğrak noktalar / Nerede Ne yapılır?

“Nereden başlasam nasıl anlatsam?” dediğim; arkasında bolca anı, deneyim, mutluluk bırakan dolu dolu 9 günlük bu Yunanistan Rotası bizim için zorlu bir parkurla başladı. Dönüş yolumuzu daha durmalı-dinlenmeli hale getirmek için tatil başındaki enerjimize sırtımızı dayayıp 15 saatlik bir yolculukla Atina’ya kadar yol yaptık. Atina’ya varmadan neler gördük?

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

Komotini (Gümülcine)

Önce Komotini’ye uğradık, arabayla kısa bir şehir turu yapıp frappe içerek açılış yaptık. Gümülcine, Türk nüfusunun çok yoğun olduğu bir yer. Fazla vakit ayırmanızı tavsiye etmiyorum desem de akşamlarının oldukça hareketli geçtiğini öğrendiğim için içimdeki Komotini merakının tam olarak geçtiğini söyleyemem. 🙂 Sabahattin Ali’nin doğum yeri olması nedeniyle de bize sempatik gelen Komotini’yi şöyle bir gezmeden geçmeyin.

Porto Lagos

İskeçe’ye giderken, yolu biraz uzatıp, Lagos’a uğradık. Porto Lagos, küçük bir balıkçı köyü ve kuş gözlem merkezi. Köyün bir tarafı çamlık bir tarafı ise lagün. Ayrıca burada Vistonida Gölü ve 2 önemli kilise bulunuyor. Göl üzerindeki ahşap bir köprüden önce Agios Nikolaos Kilisesi’ne oradan da diğer bir ahşap köprüyle Virgin Mary Pantanassa Ortodoks Kilisesi’ne ulaşabilirsiniz. Deniz, göl, orman, kuşlar, ahşap köprüler, kiliseler… Kısaca fotoğraf çekmeyi seviyorsanız dingin manzarası için uğramanızı tavsiye ederim.

İskeçe

Saat Kulesi, Ahiriyan Mahallesi ve eski tip Osmanlı evleri gibi mimari ağırlıklı yerleri gezmeyi seviyorsanız uğrayabilirsiniz. Ama bizim Yunanistan Rotası burada uzun zaman geçirmeye izin vermediği için arabayla şehir turu yapıp ayrıldık.

 

 

Nea Karvali

Nea Karvali Yunanistan Rotası boyunca 3 defa uğradığımız bir nokta. İtiraf ediyorum, tek nedeni taze Kavala Kurabiyesi 🙂 Geziye başlarken ve Thassos’a geçerken yolluk niyetine; eve dönerken Yunanistan tadı bir süre daha devam etsin diye. Nea Karvali, Kavala’ya 15 dakika mesafede kurabiyenin ana üretim merkezi. Uğrayın çay ve kurabiye ile kısa bir mola verin.

Gavriani – Kiparissonas – Pelesgia

Bu 3 tatlı dağ köyü bir önceki yazımda anlattığım gibi otoban ücreti vermemek için gişeden önce girdiğimiz dağ yolunda karşımıza çıkan yerler. Zamanınız varsa bu yollardan giderek hem 40 euroluk otoban maliyetini azaltmış hem de şirin köyleri gezmiş olursunuz.

 

 

Chalcis

Yunanistan Rotası oluştururken aslında Chalkis hiç hesapta yoktu sonradan rotanın bold yani ana destinasyonlarından olmayı hak etti.  Yukarıda bahsettiğim noktalara ufak ufak uğramak için durmuş olsak da İstanbul çıkış Atina varış oldukça zor. Ya sadece otoban kullanıp paralize olacaksınız, ya dağ yollarından gidip zamandan yiyeceksiniz, ya da bizim gibi ikisinin kombinasyonunu yaparak 16 saat yollarda olacaksınız. 🙂 Bir önceki yazımda belirttiğim gibi Yunanistan otobanlarında bizdeki gibi dinlenme tesisleri yok. Bu nedenle açlık bir sorun haline geliyor. Biz de yolculuğumuzun 16. saatinde yorgun ve açlıktan ölmek üzereydik ve Atina’ya da daha 2 saat vardı. Biraz dinlenip yemek yiyebilmek için araştırma yaparken -Atina’ya 55 km mesafedeki- Chalkis’i keşfettik. Arabayı park edip güzel bir taverna bulmak için yola koyulduk. (Bu arada uyarı Chalkis’de asla ücretsiz park yeri aramayın, bulamazsınız.)

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

Chalkis, Eğriboz yarımadasının başkenti. Yürüyerek geçilebilecek, minik ve açılır kapanır piroteks bir köprü ile hop adadasınız hop değilsiniz. 🙂 Bu nedenle köprü üstünde ve sahil boyu yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. Biz gündüzünü bilmiyoruz ama akşamlar oldukça hareketli ve eğlenceli Chalkis’te. Yol yorgunu olduğumuz için (maalesef bu nedenle 1 kare bile fotoğraf çekmemişim) kendimize nispeten sakin ve sessiz bir taverna bulmaya çalıştık. Arayışınız bu yöndeyse size deniz kenarındaki, yerli halkın takıldığı Psarotaverna Telenio’yu tavsiye ederim. (Harcama listemizden fiyatlara göz atmak için tıklayın)

Atina-Selanik arası uğrak noktalar / Nerede Ne yapılır?

Atina

Kahvaltı sonrası sabah erkenden Atina’yı gezmeye başladık. Monastiraki Meydanını, İstiklal’i andıran Ermou Caddesini, bit pazarını (Flea Market) gezdikten sonra çarşının içindeki kafelerden birinde oturup havayı koklamak için bir frappe içebilirsiniz. Frappe, su buz ve instant kahveden yapılan basit-köpüklü-uzun içimli bir kahve. Çok özellikli bir içecek olmasa da yaz günlerinde iyi gidiyor ve Yunanistan’da içmek adetten. 😉

 

 

Frappe ile ortama ısınınca çarşının içinden yürüyerek Plaka’yı gezebilirsiniz. Burası, dar ve merdivenli sokakları sağlı sollu kafelerin neşelendirdiği tatlı bir yer.

 

 

Plaka’dan, Akropolis’e yani yukarı doğru yürümeyi göze alırsanız beyaz-mavi evlerin bulunduğu Santorini’yi andıran Anafiotika mahallesini görebilirsiniz. Biz 3,5 yaşında çocukla gezdiğimiz için bir miktar yukarı doğru çıkıp sonra yeniden aşağı doğru yürüdük ve Acropolis’e arabayla çıktık.

 

 

Fakat Akropolis’e çıkmadan önce öğle saati olduğu için kalamar krizine girerek kendimizi Atina’nın limanı Pire’ye attık. Burada Akte Taverna’ya oturduk. Terra da öğle uykusunda olduğu için Yunanistan Rotası ‘nın en sakin yemeğiydi. 🙂 (Harcama listemizden fiyatlara göz atmak için tıklayın)

 

 

Öğle yemeğinden sonra ve güneş etkisini yitirmeye başlayınca Akropolis’i gezmek için doğru bir zaman. Akropolis en yüksek tepe anlamında. Eski Yunan’da her şehrin bir akropolis’i bulunuyormuş. Ve buralar tapınakların, hazinelerin bulunduğu, savaş gibi durumlarda korunma amaçlı kullanılan yerlermiş. Atina Akropolisi’nin en önemli özelliği ise demokrasinin doğduğu yer olması. İçerideki eserler ve yapılar hakkında bilgi almak için tıklayın. 

 

 

Akropolis ile ilgili önemli iki uyarı yapmak isterim. Eğer çocuğunuz varsa ve içeride kolaylık olsun diye puset almayı düşünüyorsanız, düşünmeyin. Çünkü içeri puset almıyorlar.

İkincisi, Yunanistan Rotası boyunca aracınızı insanların yoğun olduğu güvenilir yerlere ya da otoparklara koyun ve asla içinde çanta-para gibi şeyler bırakmayın. Akropolis çıkışında –akşama doğru- gördük ki aracımızın kelebek camı kırılmış ve soyulmuştu. 🙁

Yunanistan’da arabanıza hırsız girerse ne yapmalısınız?

Aracınızı hareket ettirmeden ve hiçbir şeye dokunmadan polisi arayın. Korkmayın, İngilizce biliyorlar. Yerinizi tarif edin. Polis kendi incelemesini yapıp sizi turistlerle ilgilenen polis merkezine yönlendiriyor. Gidiyorsunuz, tutanağınızı alıyorsunuz. Biz kelebek cama bant yapıştırıp tamir ile ilgili vakit harcamadık. Ayrıca bulunduğunuz destinasyonda uzun süre kalmayacağınızı, ayrılmak üzere olduğunuzu söyleyin ki işiniz çabuk çözülsün. Yoksa bugün git yarın gel durumu orada da var bir miktar.

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

Akşamımızı polis merkezinde yediğimiz için Plaka’da yemek yiyemedik ve Atina’da bir gece daha konaklama planımız suya düştü. Bir şeyler atıştırıp, Delphi’ye doğru yola çıktık.

Thebai

Burası uykumuz geldiği için arabayı kenara çekip arabada uyuduğumuz yer. 🙂 Keşke gündüzüne uzun uzun vakit ayırabilseydik. Thebai, Atina’ya 70 km uzaklıkta, verimli Biotia ovasına kurulmuş, mitolojik ve antik bir kent. Halen yaşanılan ve dünyanın en eski şehirleri arasında olan Thebai’de sabah uyanıp arabayla şehir turu yaptıktan sonra Itea’ya doğru yola çıktık. Varsa vaktiniz gezin, dört bir yanı tarih çünkü bu şehrin.

Itea

Itea, Delphi’yi Yunanistan Rotası ‘na dahil ettiyseniz kısacık da olsa uğranması gereken bir sahil. Biz vardığımızda sabah saat 8 civarıydı. Bir pastaneden çörek ve kahvemizi alıp taze deniz kokusuyla kahvaltı yaptık. 1 saat kadar kalıp yukarıya, Delphi’ye çıktık.

Delphi

Delphi, Antik Yunanistan’da Apollo Tapınağı’nın bulunduğu yer. Ve meşhur “Kendini Tanı” sözü bu tapınağın girişinde yazılı. Sultanahmet’teki yılanlı sütun, Roma imparatoru tarafından buradan getirilerek dikilmiş. Delphi’nin eteklerinde bulunduğu Parnassos Dağı’nın manzarası muhteşem. Bu nedenle Tapınak ziyareti öncesinde yol kenarındaki kafelerden birinde oturup bir frappe içebilirsiniz.

 

 

Rahim anlamındaki delphos kelimesinden gelen Delphi. eskiden dünyanın merkezi sayılırmış. Antik Yunan’da, farklı yerlerde birçok farklı kehanet merkezi olsa da Delphi, en kesin ve en yetkin olanıymış. Buradaki Phytia adı verilen kadın kahin ziyaretçilerin sorularını yanıtlarmış.

Delphi’den Meteora’ya  olan yol Yunanistan Rotası ‘nın zorlu ve uzun parkurlarından biriydi. Bu nedenle ayrılmadan karnınızı doyurmayı unutmayın. 😉

Meteora

Meteora’ya vardığımızda, bir gece önce arabada uyumamız ve virajlı yollar nedeniyle oldukça yorgunduk. Bir önceki yazıda bahsettiğim %100 yerel nitelikteki bir tavernada, Yunanistan Rotası boyunca yediğimiz en lezzetli mezelerle kendimizi ödüllendirdik. Meteora’da gün batımı inanılmaz. İnsanlar çeşitli seyir noktalarına gidip güneşin batışını izliyor. Kendinize güzel bir seyir noktası seçip, bunu mutlaka yapmalısınız. Buradaki en büyük sıkıntı, sürekli fotoğraf çekmeye çalışıp anı yaşamayan ve ayakta olduğu için manzarayı kapatan insan güruhu.

 

Yunanistan Rotası boyunca en lezzetli meze, en muhteşem gün batımı derken en kaliteli kamp alanında otağımızı da kurduk. 🙂 Kalambaka’da bulunan Kastraki, temizliği, sakinliği, konumu ve en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş özellikleriyle inanılmaz bir camping. İnsan, “burası kamp alanıysa bizim ülkedekiler ne?” diye sormadan edemiyor kendine. Terra uyuduktan sonra semaverimizi yakıp ürkütücü Meteora dağlarının karanlığında yıldızları seyrettik. Ertesi gün ise erkenden kahvaltımızı yapıp, çadırımızı toplayıp, Meteora gezisine başladık.

 

 

Unesco tarafından Dünya Mirası ilan edilmiş Meteora “havada asılı kalan” anlamına geliyor. Bunun sebebi inanılmaz bir jeoloji harikası olması. Uzun, dik ve siyah renkteki kumtaşı kayaların tepelerinde 6 adet manastır (Agios Nikolaos Anapafsa, Megalou Meteorou, Varlaam, Roussanos, Agia Triada, Agios Stephanos) var. 11.yy.da inzivaya çekilmek için buraya gelen keşişler önce mağaralarda yaşamaya başlamış. Daha sonra dünyanın başka yerlerinden de keşişlerin gelmesiyle bu mağaralar yerini, zorlu yöntemlerle yapımı yıllarca süren manastırlara bırakmaya başlamış. (13.yy)

 

 

Manastır girişlerinde kadınlar için uzun etek ve şal dağıtılıyor. 🙁 Bu uygulamayı oldukça rahatsız edici bulduğumu söylemeliyim. Ayrıca kalabalık, ağır kokular, karanlık… gibi sebeplerle oldum olası ibadet yeri gezmeyi sevememişimdir. Bu nedenle biz sadece 1 manastırı (Megalou Meteorou) ziyaret ettik. Dışarıdaki manzara bizi daha çok etkiledi. Ayrıca manastırlara karşıdan bakmak, içinde olmaktan daha keyifli.

 

 

Selanik-Thassos arası uğrak noktalar / Nerede Ne yapılır?

Selanik

Meteora’dan Selanik’e vardığımızda saat 15.00 civarıydı. Önce bir parkta konservemizi atıştırdık ve tabii ki kapanmadan Atatürk’ün Evi’ni ziyarete gittik.

 

 

Burada yaşadığım duyguları hiç ama hiç anlatmayacağım. 🙁 Sadece şunu söylemeliyim size. Gidin ve mumdan yapılmış heykelinin karşısında oturup 10 dakika o gözlerine bakın Atatürk’ün. Medeniyet ve özgürlük yolundaki bireysel mücadeleniz ile ilgili günahınızı çıkarın. Çünkü bu evde yapılacak en doğru şey bu bence. Yoksa öyle gezme amaçlı bir müze hayal etmeyin. Zaten içeride fotoğraflardan ve açıklamalarından başka bir şey yok. Bu ev, bir zamanlar Ata’dan aldığımız miras ve ülke olarak geldiğimiz nokta arasındaki süreçte “peki sen ne yaptın?” sorusu ile yüzleşme yeri.

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

 

Selanik’te Z şeklinde ilerlerseniz hızlı ama etkili bir şehir turu yapmış olursunuz. Birbirine paralel 3 cadde Egnatia Caddesinden yürüyün sonra bir sokaktan sahile doğru bir alt caddeye yani Tsimiski’ye inin. Bu caddeden de yürüyün ve sonra sahile Aristotle Meydanı’na doğru inin. Görülmesi gereken tarihi yapılar zaten yolunuzun üstünde. 🙂 Aristotle’ye geldiğinizde eminim yorulmuş olacaksınız. Dikdörtgen formuyla –her ne kadar Berlin Pariser Platz kadar ihtişamlı olmasa da- bu ilginç meydanın sonu denize çıkıyor. 🙂 İnsan kendini biraz İzmir’de hissediyor.  Kendinize güzel bir kafe seçin ve frappenin tadını çıkarın. Friego’yu tavsiye ederim. Lezzet, yıkılıyor. 😉 (Harcama listemizden fiyatlara göz atmak için tıklayın)

Halkidiki

Selanik’ten sonra çadırımızı kurmak üzere Halkidiki yarımadasına doğru yola çıktık. Bu yarımadayı 3 parmaklı bir el gibi düşünün. Avuç içi olan kısmı iç tarafı. Parmaklar ise güneyden kuzeye doğru Kassandra, Sithonia ve Athos. Bu 3 bakir parmak, muhteşem sahillere sahip. Ne kadar çok vakit ayırırsanız o kadar iyi yani. Biz Halkidiki’ye 2 gün ayırdık ama aslında hakkı min.3 bence. Buna benzer yerler aslında bizim Ege kıyılarımızda da var. Ama rant kaygısı ile yeşil yok edilip koca koca görgüsüz oteller yapılmamış buralara. Hatta yol bile yapılmamış birçok koya. Yunanistan’ı gördükten sonra dedim ki kendi kendime… Vakti zamanında buraların yönetimi iyi ki Türklere geçmemiş. Yoksa şimdiye kadar çoktan bozulur, betona dönerdi.

Halkidiki gezisi için çadırımızı Kassandra’ya yakın Aigeas Camping’e kurduk ve Yunanlı çadır komşularımızla Yunan birası içip sohbet ettik.

 

Kassandra

Kassandra yarımadanın bir miktar daha yapılaşmış (ama yapılaşma derken bizim sahiller gibi gelmesin aklınıza.) kısmı. Bu parmakta sırayla uğradığımız yerler Ayftos, Polychrono, Chaniotis, Pefkochori, Paliori Beach, Nea Skioni ve Posidi. Bu koylardan bazısına girdik ve çıktık bazısında ise daha uzun kaldık. Hangisi en güzel sorusu nasıl bir yerde yüzmeyi sevdiğine göre değişir diye düşünüyorum. Hepsinde deniz çok güzel.

 

 

Örneğin Posidi birçok kişinin listesinde son sıralarda ama bence muhteşem. Bu nedenle bloglarda sıralamaları okuyup ön yargı edinmeyin derim. (Plajların türleri ve ücretleri hakkında bknz. 10.madde.) Biz öğleyin Ayftos’ta (Liosi Beach),  akşamüstü de Posidi’de denize girdik. Daha sonra Posidi Hristoforos adlı tavernada yemek yedik.  (Harcama listemizden fiyatlara göz atmak için tıklayın)

 

 

Sithonia

Burası asfaltın denizin dibine kadar ulaşmadığı, insanın “iyi ki de ulaşmıyor ama” dediği nefis bir destinasyon. Koyları görebilmek için genellikle aracı yola bırakıyorsunuz ve denize doğru elinizde eşyalar sıcakta yürümek zorunda kalıyorsunuz. Ama bu insana iyi de geliyor. Çünkü aslında biliyoruz ki aksi olsaydı o koylar böbürlenmesini görgüsüz büyüklüğünden alan betondan otellerle dolardı.

 

 

Sırayla uğradığımız yerler Ormos Panagias, Vourvourrou, Armenistis, Orange Beach, Porto Koufo, Nikita oldu. Vourvourrou’da Akti Beach’te denize girdik. Bu arada ben yemedim ama dönerini çok beğendi bizimkiler.

 

 

Armenistis muhteşem ötesi denizi olan bir kamp alanı. Aslında biz burada konaklamayı düşünmüştük ama konumu nedeniyle vazgeçtik. Mutlaka en az 1 saatinizi ayırın.

 

 

Orange Beach yuvarlak beyaz kayalıkları olan bir doğa harikası. Buraya da 1 saat ayırmak gerek mutlaka. Ama kalabalık bir yer. Ve sahilinde kayalara oturuluyor, şezlong yok. Bu nedenle eşyalarınızı kayalıklara koyun, denize girin ve sonra yukarıdaki barda manzaraya karşı bir akşamüstü birası için.

 

 

Porto Koufo ise gezi yazılarında sık karşılaşamayacağınız, genellikle yerlilerin gittiği, bölgedeki bütün balıkçıların balıklarını boşalttığı bir yer. Haliyle Halkidiki’de en taze balık nerede yenir? sorusunun cevabını da vermiş oluyorum. 🙂 Eğer sakin-sessiz-doğanın içinde-lezzetli bir akşam geçirmek istiyorsanız…hiç tereddütsüz dediğimi yapın!. Güneş batmadan Porto Koufo’ya gidin. Aracınızı sahilin başında bırakın ve banklardan birine oturup manzarayı izleyin. Sonra yan yana tavernaları göreceksiniz, girmeyin.

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

 

Sahilin en sonunda Todelfino adında bir taverna var. Hem fiyatları diğerlerine göre biraz daha uygun hem de önünden yol geçmediği için direk denizin dibinde oturuyorsunuz.

 

 

Fakat hemen bir uyarı, sanki saati kurulmuş gibi belli bir saatte sivrisinek akını başlıyor Koufo’ya ve sonra kesiliyor. Ama Todelfino’da masalara değişik bir tütsü servisi yapılıyor ve isterseniz sivrisinek kovucu da veriyorlar. Yani alışkınlar bu duruma. 🙂

Athos

Burası, -matah bir özellikmiş gibi- dünyanın kadınsız tek bölgesi. Tapınmaya adanmış kutsal (!) dağ ya da keşişler diyarı olarak geçiyor Athos Dağı. Tamam eminim ki doğası muhteşemdir ama… Yok dişi hayvanların girmesi bile yasakmış da, sadece erkekler girebiliyormuş da, günlük 100 erkek ziyaretçi sınırı varmış da, giriş için Selanik’te özel rezervasyonla kod almak gerekiyormuş da… bla bla bla. Kurallarının tam bir saçmalık olduğunu düşündüğüm bu bölgeye “Gel Ahu sen girebilirsin” deseler ben girmezdim zaten. :/

 

 

Kavala

Halkidiki’den Thassos’a geçmek için önce Kavala’ya uğradık. Kavala kayalıklar üstüne kurulmuş bir liman kenti. Ara sokaklara dalınca tatlı eski evler var. Ama açıkçası ben çok ısınamadım buraya. Kavala’yı eğlenceli ve sıcak bulanlar da çok ama bence sıkıcı ve soğuk. J Arabayla bir şehir turu yapıp, tepede şehir manzaralı bir kafede frappemizi içip ayrıldık Kavala’dan.

Thassos / Nerede Ne yapılır?

Thassos’ta kaldığımız yer Golden Beach Camping oldu. Denizi ebeveynler için biraz can sıkıcı olsa da çocuklar için nefis. Çünkü inanılmaz dalgalı ve çok eğlenceli. Genellikle dalgalı denizler fazla kumlu, biraz yosunlu olur ama Golden’da böyle bir sorun yok.

 

 

Thassos’da gezdiğimiz noktalar Theologos, Aliki Beach, Giola, Potos, Pefkari, Limenaria, Kallirachis, Sotiros, Kazaviti, Pefkospilia ve Merkez. (Bold olanlar tavsiyemdir.) Kısaca bahsedeyim. Theologos bir dağ köyü. Eski sokaklar, evler var. Hep deniz hep deniz biraz dağ havası olsun derseniz, uğrayın.

 

 

Aliki Beach, adanın popüler mekanlarından biri. Biraz kalabalık. Ama deniz ve manzara bir harika. Buradaki kafelerden birinde oturup ara ara da denize girebilirsiniz.

 

 

Giola ise tam bir doğa denemesi. 🙂 Arabayı yukarıda bırakıp aşağıya doğru tozlu bir yoldan çok uzun süre yürümeniz gerek. İnişin bir de çıkışı var diye düşünürseniz vazgeçersiniz. Bu nedenle o kısmını zamanı geldiğinde çekersiniz. Yolun ortasında mola için küçük bir taverna var. Ben ve Terra yola devam edemedik. Zaten Giola’da denize girebilmek, küçük çocuklar için uygun değilmiş. Eşim devam etti biz tavernada manzaralı bir öğle yemeği yedik. Giola, denizin kayalıklar içinde doğal olarak oluşturduğu bir havuzmuş. Kayalıkların tepesinden denize atlıyorsunuz, cesaret edebilirseniz tabii ki. Ben daha fazla inmeye cesaret edemediğim için göremedim ama muhteşem bir deneyim olduğunu eşimden öğrendim.

Limenaria ise tatlı bir liman. Lezzetli olduğu söylenen tavernalar var. Biz akşamüstü uğradık ve frappe içtik. Thassos’ta son akşam yemeğimiz için uğradığımız sahil ise Pefkospilia. Tüm Yunanistan Rotası boyunca karşılaştığım en saçma işletme burası. Gün batımı muhteşem, tamam. Ama…

 

 

İstediğimiz ahtapot yanık geldi. Hem öyle böyle bir yanık değil bildiğiniz kanser edici cinsten. Değiştirmek istediğimizi söyledik ve yerine kalamar sipariş ettik. Ayrıca salatanın zeytinyağı az olduğu için masaya yağ istedik. Hesap geldiğinde gördük ki, ahtapot yerine yediğimiz kalamarın fiyatı ahtapot fiyatından ücretlendirilmiş. Ekstra zeytinyağı hesaba ekstra olarak yazılmış. Ve en kabusu da kuver ücreti eklenmiş. Hem de 3 yaşındaki çocuk da ayrı tutularak. 🙂 Çakallık dediğimiz bu yaklaşım ülkemizde sık karşılaştığımız bir şey ama Yunanistan’da ilk ve tek oldu. İtirazlarımız da sonuç vermedi. Gezinin en pahalı yemek ödemesini yaparak ayrıldık. Peki, bu köylü kurnazlığı hikayesinin sonu ne oldu? İşte buradan ben yazıyorum siz okuyorsunuz. 😉

Instagram hesabını takip etmek için tıklayınız 🙂

 

aHU 🙂

İlgili yazılar için tıklayınız:

Ekonomik Yunanistan Tatili Nasıl Yapılır?

Safranbolu Gezisi

Küçük Çocukla Kamp Yapmak

Karlı Havada Çocukla Yapılabilecek 10 Aktivite

Yağmurlu Havada Çocukla Yapılabilecek 10 Aktivite

Soğuk Hava Hasta Eder mi Sorunsalı ve Sıkı Giyinme Sendromu

5 maddede AVM’lerin Zararları

(Bugün 1, toplamda 135 kez görüntülendi)