Merhaba…

Ben Ahu

1980 Temmuzunda bol güneşli pırıl pırıl bir günde doğdum.  Güneş, sarı sıcak bu gücünü, hayatım boyunca hissettirdi bana. Bitmeyen enerjimi, tükenmeyen motivasyonumu, yeni şeylerle temas etme merakımı, içimdeki çocuğu sürekli besleyen oyuncu ve neşeli bakış açımı, korkularıma rağmen sonumu düşünmeden bir şeylerin içine atılma cesaretimi, tüm olumsuzluklara rağmen yeniden yeniden yeniden başlama yeteneğimi sevgili Güneş’e borçluyum 🙂 Spritüal bir karakter değilimdir ama her sabah bıkmadan usanmadan doğan Güneş idolümdür diyebilirim. Bu bölümü neden biraz detaylı anlattım? Yazının sonu buraya bağlanıyor çünkü 🙂

Sevgili annem vterra-madree babam maymun iştahlılık seviyesine varan öğrenme ve merak duygumun, daima önünü açarak hep arkamda oldular. Büyüdüm sandığım ama küçücük olduğum asi dönemlerimin hep hoşgörücüleri, hep doğruya yönelticileri oldular. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarım türlü çeşitli maceralara gire çıka geldi geçti.

Sonra bir bakmışım kendi başıma İstanbul’dayım. Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi merdivenlerinde yepyeni bir çevrede yepyeni bir dünyadayım. Muhteşem anılar biriktirdiğim ve müthiş deneyimler yaşadığım üniversite yıllarım, aynı zamanda profesyonel hayatımın da ilk deneyimlerini edindiğim dönem oldu. 2. Sınıftan itibaren kamera arkasından reklam dünyasına giriş yaptım. Üniversite bittikten sonra ise reklam yapımcısı olarak çalışmaya başladım. Reklamın mutfağını iyice öğrenince, marka tarafına geçmeye karar verdim. 2008-2014 yılları arasında sırasıyla, Doğan Grubu Radyoları, Besf FM, Simfer, Ufo Infrared gibi markalarda kurumsal iletişim-halkla ilişkiler-pazarlama konularında yöneticilik yaptım. Bu dönemde iş yaptırdığım reklam ajanslarından hiç memnun kalmadığım için hayal ettiğim şekilde hizmet verebilecek reklam ajansını -son iş yerimden ayrılarak- kendim kurdum 🙂 Böylece 2014 yılında ilk çocuğum “İletişim Cini Reklam Ajansı” doğmuş oldu.

Ve ayrı bir paragrafta bahsetmem gerekir ki 2007 yılında bir felsefe eğitimi sırasında tanıştığım adama aşık oldum, 2009 yılında evlendim. Konuşmak, eğlenmek, gülmek, yemek yemek, müzik dinlemek, gezmek, film izlemek, alışveriş yapmak, çay içmek… vb. insanın aklına gelebilecek tüm aktiviteleri, onunla birlikte yapmaktan keyif aldığım için midir bilinmez bir de çocuk yapayım dedim 🙂 2015 yılı Mart ayında kızımız Terra doğdu.

Böylece, 2014 yılında başladığım gebelik serüvenimi, 2015’de bir bebekle taçlandırıp sonra da annelik serüvenine adım atmış oldum. Bu süreçte, her gebe ve her anne gibi çok şey yaşadım, deneyimledim. Türkiye’de olmayan ve annelerin ihtiyacı olan nokta atışı ürünlerin satışını yapmak için 2015 yılında @gebebebeanne instagram sayfasını kurdum. Bir yıl gibi kısa bir zaman içinde duyulan ve takipçi sayısı her geçen gün artan bu sayfa üzerinden pek çok soru aldım. Başlarda ürünlerle ile ilgili olan sorular zaman içinde çeşitlendi. Tüm sorulara bilgim yettiği ölçüde cevap vermeye çalıştım. Takipçilerimden yoğun bir şekilde bir blog sayfası talebi gelmeye başladı. Bunun üzerine şimdi deneyimlerimi ve yaşadıklarımı paylaşacağım aynı isimli bu web-blog projesini yapılandırma kararı aldım.

İlk paragrafa ne zaman dönecek bu kadın diyorsunuz, biliyorum, biraz uzadı. O halde dönüyorum 🙂 Size, idolümün Güneş olduğunu söylemiştim. Hayatın sunduklarıyla yaşadığım bitişlere, başlangıçlara, başarılara, başarısızlıklara bir Güneş gibi dimdik durmayı, öğrendim artık. Sürekli hareket halinde olmayı, her yeni güne devinim içinde parlayarak başlayabilmeyi öğrendim. Ve her zorluğun, her başarının ardından beni şarj eden şu soruyu daima sormam gerektiğini: “Sırada ne var?”

Sevgiyle, Ahu Yularcı Recelar

(Bugün 1, toplamda 597 kez görüntülendi)